Lida

07 Oca, 2009

En çok hangi ilaçları tüketiyoruz?

Posted by: dekan In: Genel

Türk Eczacıları Birliği Genel Başkanı Erdoğan Çolak, Türkiye’de akılcı ilaç kullanımına dikkat edilmediğini belirterek, ”2007 verilerine göre, ülkemizde antibiyotikler yüzde 16,5, romatizma ilaçları yüzde 13, ağrı kesici ve analjezikler yüzde 8,7, soğuk algınlığı ve öksürük ilaçları da yüzde 7,9 oranında kullanım sıklığına sahip” dedi.

Çolak, Türkiye’de ilaç kullanımında hekim tavsiyesinden çok kulaktan dolma önerilerin etkili olduğunu ifade etti. Başkasının tedavisinde kulanılan ilacın tavsiye edilmesi üzerine eczacıya başvuranların sayısının çok fazla olduğuna işaret eden Çolak, ”Oysa her ilaç her hastayı tedavi edecek diye bir durum söz konusu değildir. Aksine, birine çok iyi etki eden ilaç, bir başka kişide tam tersi etki yaratabilir. Hatta hastayı geri dönüşü olmayan bir sonuca götürebilir” uyarısında bulundu.

İlacın, kişiye özel uygulanan tedavinin önemli bir ayağını oluşturduğuna işaret eden Çolak, hekim kontrolü olmadan kesinlikle kullanılmaması gerektiğini ifade etti. Çolak, şunları kaydetti:

”Bu çok risklidir. Hekim tarafından verilmeyen ancak başkası tarafından tavsiye edilen ilaç türlerini en çok antibiyotik, romatizma ve ağrı kesici gruplarında görüyoruz.

Geçtiğimiz yıl yapılan araştırmalar göstermiştir ki, toplam ilaç kullanımı içerisinde antibiyotikler yüzde 16,5, romatizma ilaçları yüzde 13, ağrı kesici ve analjezikler yüzde 8,7, soğuk algınlığı ve öksürük ilaçları da yüzde 7,9 oranında kullanım sıklığına sahiptir.”

AKILCI İLAÇ KULLANIMI

İlaçların akılcı kullanılmaması konusunun Türkiye’de olduğu gibi diğer ülkelerde de önemli bir sağlık sorunu ve büyük bir ekonomik yükümlülük olduğunu anlatan Çolak, bilinçsiz ilaç kullanımı sıklığının ülkemizde Avrupa ülkelerinden daha fazla görüldüğünü söyledi.

Çolak, yanlış ilaç kullanımının, hasta sağlığı açısından risk taşımasının yanı sıra vücut direncinin zayıflamasına da yol açabildiğini belirterek, ”Akılcı olmayan ve gereksiz kullanılan ilaçlar, kişilerde o ilaca karşı direnç gelişmesine neden olur. Bu da ilerde oluşabilecek yeni bir hastalık durumunda aynı ilaçların etkisini düşürerek, daha yüksek dozda ilaç kullanılmasına neden olacaktır” diye konuştu.

Bilinçsiz ilaç kullanımının, ülkelerin ekonomisine zarar verdiğine dikkati çeken Çolak, ”Gereksiz ilaç kullanımı Türkiye’ye yıllık 1 milyar dolar bir maliyet getirmektedir. Bu maliyetin aza indirilmesinin ülke ekonomisine getireceği yararın yanında, ilaç geri ödeme kurumlarını da olumlu anlamda etkileyecektir” dedi.

04 Oca, 2009

Kilo verirken neden zorlanıyoruz?

Posted by: dekan In: Genel

Yeni yapılan bir çalışmaya göre, diyet uygulamak vücutta yağ hücrelerinin sayısını değiştirmiyor. Yağ hücreleri çocuklukta artıyor, yetişkinlikte kaybolmuyor.

İsveç Karolinska Enstitüsünden bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre, yağ hücreleri sayısı ergenlik çağında belirleniyor. Bu dönemden sonra kişi obez olsa bile yağ hücrelerinin sayısı artmıyor ya da azalmıyor.

Sonuçları Nature dergisinde yayımlanan araştırma sırasında, diyetle çok sayıda kilo veren kişilerde yağ hücreleri sayısında değişiklik saptanmadı.

Araştırma çerçevesinde, farklı yaşlarda yüzlerce çocuk, ergen ve yetişkin üzerinde inceleme yapıldığı, yağ hücreleri sayısının çocuklukta artarken yetişkinlikte değişmediği görüldü.

Doktor Kirsty Spalding, bu araştırmanın kilo vermek için diyet uygulayanlara kötü bir haber olduğunu belirterek, Bu, kilo vermenin ve verilen kiloyu korumanın neden bu kadar zor olduğunu açıklıyor. Söz konusu yağ hücreleri hiçbir yere gitmiyor ve daha fazlasını istiyor diye konuştu.

24 Ara, 2008

Haftada 5 gün sporla kolesterol düşürülebilir

Posted by: dekan In: Genel

Yüksek kolesterol, körlükten felce, kalp krizinden bilinç kaybına kadar pek çok soruna yol açabilir. Çaresi, dikkatli beslenmek ve haftada 5 kez spor yapmak


Kandaki kolesterol fazlası yıllar içinde damar duvarında birikir. Bu birikim sonucu o damarda daralma, tıkanma ortaya çıkar. Kolesterol hangi damarda birikmişse o damarla ilişkili sorunlar ortaya çıkar. Kalbi besleyen damarlarda kolesterol birikimi sonucu, oluşan daralma ve tıkanmalar, göğüs ağrısı, kalp krizi gibi sorunlara neden olur. Bunların sonucu hasta koroner by pass ameliyatı (cerrahi olarak darlığın ortadan kaldırılması) veya anjiyoplasti (balonla daralmış koroner arterin genişletilmesi) işlemine ihtiyaç duyabilir. Beyini besleyen boyun damarlarında kolesterol birikimi olması da felce, konuşma bozukluklarına, dengesiz yürümeye, bilinç kaybına zemin hazırlar. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi ise, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine neden olur. Ana atardamarda (aort) kolesterol birikimi de tehlikelidir. Buradan kopan kolesterol birikintileri daha küçük damarları tıkayarak farklı sorunlara yol açabilir. Örneğin göz damarlarını tıkayarak körlüğe, bacak damarlarını tıkayarak kangrene neden olabilirler. Lida

KOLESTEROL NEDİR?
Kolesterol, mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Tüm vücutta bulunur. Vücut kolesterolü kullanarak hormon, D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için kanda az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir. Kanda fazla kolesterol varsa, bu kan damarlarında birikir ve damarların sertleşmesine, daralmasına yol açar.

NEDEN YÜKSELİR?
Kalıtımsal faktörler, beslenme alışkanlıkları, şişmanlık ve stres gibi faktörler, kolesterolü yükseltebilir. Düzenli egzersiz, iyi huylu kolesterolü yükseltir, kötü huylu kolesterolü düşürür. 60-65 yaş sınırına kadar yaşla birlikte kolesterol düzeyi artar. Kadınlarda menopozdan sonra da kolesterol düzeyi artış gösterir. Bazı hastalıklar da artışta etkili olur:

  • Hipotiroidi: Tiroid bezinin yetersiz çalışması,
  • Nefrit: Böbreğin mikrobik olmayan iltihabi hastalıkları,
  • Karaciğer hastalıkları ve şeker hastalığı.
  • TEDAVİ
    Sakatattan uzak durun
    Kolesterol tedavisinde en önemli konu ilaçsız tedavilerdir. Bu tedavilerin en önemlisi beslenme alışkanlığının değiştirilmesidir. Bunun için başlangıç olarak sıvı yağ, bol sebze, meyve ve hububat tüketin. Kızartmalardan kaçının. Kırmızı et yerine beyaz et tercih edin. Karaciğer, böbrek ve beyin gibi kolesterolden zengin etlerden uzak durun. Diyet süt ve peynir yiyin. Ama ölçüyü kaçırmayın.

    Egzersiz çok önemli
    Ayrıca sigara kesinlikle bırakılmalıdır. Düzenli egzersiz de HDL kolesterolü (iyi kolesterol) yükseltir, LDL kolesterolü (kötü kolesterol) düşürür. Haftada en az 3, tercihen 5 kez, 30 45 dakika süre ile yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklete binme gibi sporlar yapılmalıdır. Bu arada alkol, HDL kolesterolü (iyi kolesterol) yükseltir, ancak alkolün insan sağlığı üzerinde çok sayıda olumsuz etkisi olduğu unutulmamalıdır.

    Bunu biliyor muydunuz?
    14 yıl süren bir araştırmada, haftada en az 140 gram fındık yiyenlerde kalp ve damar hastalıklarının daha az görüldüğü saptandı. Başka çalışmalarda da fındığın iyi kolesterolü yükselttiği ve kötü kolesterolü düşürdüğü ortaya çıktı. Ancak aşırı fındık tüketiminin de size kilo aldıracağını unutmayın. Lida

    16 Ara, 2008

    Lida Kullanımı Hakkında

    Posted by: dekan In: Genel

    Lida Kullanımı?

    Lida Yosun Kapsülü, hergün sabah 2 su bardağı (tercihen ılık) su yardımı ile 1 kapsül alınır. Kapsül alındıktan 20 - 30 dakika sonra  kahvaltı yapılır. Lida kullanımı süresince günlük asgari 2 LT. su tüketimi tavsiye edilmektedir.

    Önemli: Lida, rejim ve diyet desteği gerektirmeden zayıflatabilen bir üründür. Lida kullanımı süresince yeme düzeninin bilinçli olarak kontrol altında tutulması (rejim ve diyet programı ile kullanılmaz) sakıncalıdır.

    Ürün mutlaka sabah 1 kapsül alınmalı ve 20 - 30 dakika sonra kısıtlamasız ve doyurucu olmak kaydı ile mutlaka kahvaltı yapılmalıdır. Ürünün kullanımı süresinde sabah kahvaltısının ihmal edilmesi durumunda halsizlik, mide bulantısı gibi yan etkiler gözlemlenmiştir.

    16 Ara, 2008

    Lida Nedir?

    Posted by: dekan In: Genel

    Lida Nedir?

    Lida; Çin Halk Cumhuriyeti’ nin güney kesiminde bulunan Yunnan eyaletinde yüzyıllardır yetişen ve geleneksel olarak yüzyıllardır kullanılan mucizevi bitkilerin ekstrelenmesi ile oluşturulmuş tamamen doğal bir üründür.

    Uzak doğuda yüzyıllardır özellikle yemeklerde ve zindelik amaçlı olarak da değişik biçimlerde işlenen bu bitkiler, inanılmaz kuvvetli bir etkiye sahiptir. Lida , şu an uzakdoğu ve Amerika’ da zayıflama preperatları arasında en çok satan bitkisel besin takviyelerinden biridir.

    Lida bir ilaç değildir! Başta Turunç Çiçeği Ekstresi olmak üzere toplamda 9 bitki ekstresi içeren % 100 doğal bir besin takviyesidir. İştah kesici ve tok tutan, hareketsizlik ve aşırı gıda tüketimi sonucu vücutta oluşan yağ stoklanmasının yakılmasını sağlayan oldukça güvenli bir üründür. İçeriğinde kesinlikle kimyasal herhangi bir bileşim bulunmamaktadır.

    13 Ara, 2008

    Light gıdalar “obur” yapmasın!

    Posted by: dekan In: Genel

    Bisküviden, süte, etten pirince kadar ”light”ı üretilen gıdaların tüketimi giderek artarken, uzmanlar bu ürünlere bağlı olarak gelişebilecek ”oburluğa” karşı uyarıyor

    Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sibel Karakaya, bugün Türkiye’de erkeklerin yüzde 25, kadınların ise yüzde 30′undan fazlasının tansiyon, damar sertliği, kalp hastalıkları, kanser gibi ciddi hastalıklara yol açan kilo fazlalığı sorununu yaşadığını söyledi.

    Bu nedenle son yıllarda diyet sektörünün inanılmaz büyüme gösterdiğini vurgulayan Karakaya, kilolarından kurtulmak isteyenlerin doktorlara, diyet uzmanlarına ve spor salonlarına akın ettiğini ve kilo aldırmayacağına inandıkları ”light” ürünleri adeta hayatlarının bir parçası haline getirdiğini kaydetti.

    Karakaya, gösterilen yoğun talep nedeniyle light ürünlerin gıda ve diyet sektöründe önemli bir paya sahip olamaya başladığını ifade ederek, şunları söyledi:

    ”Normal bir gıda, enerjisi yüzde 25 oranında azaltılırsa light oluyor. Yani bu 4 birim gıda yerine 3 birim tüketmek anlamına geliyor. Bugün milyon dolarlarca bir pazar oluşan light ürün sektöründe bisküvi, süt, peynir, yoğurt, et ürünleri, pirinç, tuz, pasta, içecekler, tatlı gibi çok sayıda gıdanın light çeşidi tüketilmeye başlandı. Bu pazarda en başta gelen ürünü ise tüketimi kolay olan light bisküviler oluşturuyor. (Şişmanlatmıyor) diye en çok ilgiyi bisküvi görüyor.”

    Light ürün tüketilmesinin sağlık açısından çok fazla bir sakıncasının bulunmadığını, ancak beslenme alışkanlıklarının bozulması durumunda olumsuz sonuçların ortaya çıkabileceğini ifade eden Karakaya, giderek artan light gıda tüketimine karşı uyardı.

    LİGHT, DAHA FAZLA MI YEDİRİYOR?
    Öncelikle light gıdaların insülin direncini azalttığı için yeme isteğini daha fazla artırdığı yolunda iddiaların bulunduğunu ve bunların araştırıldığını dile getiren Karakaya, şöyle devam etti:

    ”Bu ciddi bir iddia… Çünkü, kişide bir beslenme bozukluğu ortaya çıkarabilir. Öte yandan light gıdaların kilo aldırmadığı konusu ne kadar yenildiği ile ilgili. Sonuçta 4 birim tüketen kişi, aynı yeme düzeninde light gıdalar ile bunu 3 birime düşürüyor. Light gıda fazla tüketilirse bir anlamı da kalmıyor. Normal şartlarda kişi, tükettiği gıdaları azaltmış olsa da kilolarından uzun vadede kurtulabilir. Light gıda tüketilmeden de beslenmenin düzene sokulması ve spor ile fazla kilolar atılabilir.”

    DAHA FAZLA KİLO YAPMASIN
    Zayıflamak için alınan light ürünlerin bazı vatandaşlar tarafından bilinçsiz bir şekilde fazlaca tüketilebildiğini vurgulayan Karakaya, ”(Nasıl olsa şişmanlatmıyor) düşüncesi obur yapabilir. Kişi, az enerji verdiği için sürekli light ürün tüketip, beslenme alışkanlığını bozabilir. Bu da oburluğu ve daha fazla kiloyu beraberinden getirebilir” dedi.

    Karakaya, bu yüzden beslenmede önemli bir yer tutan light ürünlerin tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, light ürünlerle beslenirken meyve-sebzeden vazgeçilmemesinin sağlık açısından iyi olacağını sözlerine ekledi.

    13 Ara, 2008

    Yoğurt yağ yakıyor

    Posted by: dekan In: Genel

    Diyetlerine yağsız yoğurt ekleyenler yüzde 22 daha fazla kilo kaybediyor. Göbekteki yağların yüzde 81′i de yoğurtla eriyor.


    Göbeğini hızla eritmek isteyenler, bol bol yağsız yoğurt yesin! ABD’de yapılan bir araştırmada, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde üç öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdikleri ve yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları tespit edildi. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları ortaya çıktı.

    Tennessee Üniversitesi’ndeki araştırmaya katılanlardan Dr. Michael Zemel, yoğurt yiyenlerin hem ortalama yedi kilo olan zayıflama seviyesinden daha fazla inceldiklerini hem de kaslarını diğerlerinden iki kat fazla koruduklarını belirtti.

    Dr. Zemel, kas kütlesini korumanın diyet yapanlarda önemli bir konu olduğunu belirterek, “Önemli olan yağ yakmak, kas değil. Kaslar kalori yakmaya yardımcı oluyor, ancak kilo verirken kas kütlesi de kaybediliyor. Buna en iyi çözüm, kalsiyum ve protein ağırlıklı bir diyet, yani yoğurt” diye konuştu. Araştırma Uluslararası Obezite Dergisi’nin nisan sayısında yayımlanacak.
    Bu arada Japonya’da yapılan araştırmalar da, yoğurdun nefes kokusunu giderdiğini, diş taşı ve diş eti iltihaplarını doğal yollardan önlediğini ortaya koydu. Altı hafta boyunca günde bir porsiyon yoğurt yiyenlerin yüzde 80′inde, nefes kokusuna yol açan hidrojen sülfit düzeyi azaldı.

    09 Ara, 2008

    Stresi artıran ve bastıran besinler

    Posted by: admin In: Genel

    Besinlerin ruh sağlığı üzerinde önemli etkileri bulunuyor. Bazı gıdalar rahatlamaya yardımcı olurken bazıları stresi artırabiliyor.Bu durum, metabolizmanın alışık olduğu düzenin dışına çıktığı ramazan ayında daha fazla önem kazanıyor. Ramazanda öğün sıklığının azalması, uzun açlığın ardından yüksek kalori alımı ve hareketsizlik sonucu kas kitlesi azalıyor, enerji yakımına bağlı olarak da vücudun çalışma hızı düşüyor.Yeme alışkanlıklarındaki bu değişikliğin hem metabolizmayı hem de ruh sağlığını etkilediğini söyleyen Diyetisyen Berrin Yiğit, İngiltere’de yapılan ve gıdaların ruhsal yapı üzerindeki etkilerini inceleyen bir araştırmaya dikkat çekiyor. Yiğit, besinlerin, ‘Stres Artıran’ ve ‘Destekleyici’ olarak iki grupta toplandığını söylüyor.

    ŞEKERİ AZALTIN MEYVEYİ ARTIRIN

    “Metabolizmanın alışık olduğu düzenin dışına çıktığı ramazanda, daha fazla stres yaratmadan doğru beslenebilirsiniz. Mutfağınızda ve besin seçimlerinde küçük değişimler yaparak hız kazanmak elinizde” diyen Yiğit, İngiltere’de 200 kişi üzerinde ve anket yöntemiyle yapılan çalışmanın sonuçlarını şöyle özetliyor:

    “Katılımcılar ‘Stres Artıran Besinler’ olarak nitelendirdikleri besinleri diyetlerinden tamamen çıkardıkları veya azalttıkları takdirde daha dengeli moda girdiklerini belirtmişler ve şekere yüzde 80, kafeine yüzde 79, alkole yüzde 55 ve çikolataya yüzde 53 oranında veda etmişlerdir.

    Öte yandan “Destekleyici Besinler” olarak nitelendirilen grupta yer alan su yüzde 80, sebzeler yüzde 78, meyveler yüzde 72 ve balık yüzde 52 oranında artırılmış. Bu şekilde beslenmenin ruh sağlığı ve stres yönetimi konusunda olumlu etkileri gözlenmiş.”

    STRESİ AZALTAN 10 BESİN

    1. Pancar: En ideali konserve deil, taze ve çiğ tüketmektir. Çünkü ısı pancarın antioksidan kapasitesini düşürür. Salatanıza 1 tam pancarı irice rendeleyip limon ve zeytinyağından oluşan sosla tüketmelisiniz.

    2. Lahana: Çok düşük kalorili ama zengin besleyicilikte olan lahana kansere karşı en üstün koruyuculukta olan sülfürlü bileşiklerden zengindir, vücudun serbest radikallere karşı savaş mekanizmasını güçlendirebilmektedir. Kara, beyaz ve mor lahanayı ayırt etmeyin ve beslenmenizde maksimum yer vermeye çalışın.

    3. Avakado: Yağlı olduğu için tercih edilmez, Türk mutfağında da fazla yeri yoktur ancak salatalara, mezelere, çorbalara eşsiz besleyicilik ve lezzet katar.

    4. Pazı: İçeriğinde muhteşem bir lutein, zeaksantin hazinesi saklamaktadır. Bu iki önemli antioksidan retinayı koruyan göz sağlığı için yararlı karetonidlerdendir. Pazı ile aynı familyadan koyu yeşil yapraklı diğer sebzeleri de göz ardı etmemelisiniz.

    5. Tarçın: Kan şekeri dengesini koruyarak hem iştah mekanizmasını destekler hem de kalp sağlığı için faydalıdır. Çay, kahve, tatlılar ve bazı sebze yemeklerine serpebileceğiniz tarçın özellikle süt, mısır gevrekleri ve sütlü tatlılarla harika uyumdadır. Özellikle karanfille birleştirdiğiniz takdirde çok daha etkili olacaktır.

    6. Semizotu: University of Texas at San Antonio araştırmacılarına göre semizotu omega 3 yağ asitlerinden en zengin sebzedir. Diğer sebze ve meyvelere kıyasla, semizotu kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatan melatoninden 10-20 kat daha zengindir.

    7. Nar: Harika antioksidan kaynağı, kalbe giden kan akışının belirgin oranda azaldığı da belirlenmiştir.

    8. Yeşil çay: Ramazanda gün boyu özlenen çay ve kahve iftar sonrası oldukça fazla tüketilir. Oysa ki yavaşlayan metabolizmaya destek olmak adına yeşil çay içmeye özen gösterilmelidir.

    9. Kuru erik: Neoklorojenik ve klorojenik asitlerden zengin olan kuru erik hücrelere ciddi yapısal zararlar verebilen serbest radikallerin bozulmasına yardımcı olabilmektedir.

    10. Kabak çekirdeği: Magnezyum ihtiyacını karşılamaya yardımcı en iyi besinlerdendir. Fransız araştırmacılara göre kanlarında maksimumda magnezyum olan bireylerin olmayanlara göre erken ölüm riskleri yüzde 40 daha azdır. Ancak kabak çekideği faydalı olduğu kadar kalorilidir de bu nedenle ayıklanmış kabak çekirdeğinden günde en fazla 1 yemek kaşığı tüketmelisiniz.

    Tags:

    07 Ara, 2008

    Bel Çevresindeki Yağlar

    Posted by: admin In: Genel

    Şimdi bel ile karını çok iyi ayırt etmemiz gerekir. Bel çevresi, çevre ölçümü olarak bir mezurayla ölçerken en dar kısmından ölçeceğiz. Karını en geniş kısmından ölçüceğiz. Aşağı yukarı kötü bir beslenme, yine hareketsiz bir yaşantı, hem karın hem bel bölgesindeki yağlanmaya neden olur. Genellikle, kadın ve erkeklerde şu yan karın bölgesi dediğimiz bel bölgesindeki o yağ katmanı, daha üst boyutlarda, görsel güzelliğimizi olumsuz yönde etkiliyor. Yine karın bölgesinde olduğu gibi, beli inceltecek özel ve sihirli bir beslenme modeli asla yok. Tek kural yeterli ve dengeli beslenilecek. Vücudun ihtiyacından, orda problem varsa biraz daha aşağı indirdiği zaman , ve o bölgeye yönelik hem aerobik dayanıklılık hem de kassal dayanıklılık dediğimiz direnç egzersizleri yaparak toparlayabilir. Hepimizin çok yakında bildiği sopa çevirme dediğimiz hareket var. Oturduğumuz yerde, ayakta olmayacak, dik duracağız, oklavayı omzumuza alacağız, oklava yoksa eller ensede, 90 derece de istemiyorum, biraz geriye gidecekler, 110 derecede bir tarafta nefes alıyorlar, öbür tarafta nefes veriyorlar, gözü kapamak yok başın dönmemesi için, 1-2 dakika yada 60 sağ, 60 sol. Bu şekilde şu yan karın bölgesi dediğimiz bel bölgesindeki o yağların yanmasını daha çok kolaylaştırıyor ve yağın altındaki kası güçlendirerek oradaki sarkmaları da engellemiş oluyor ;ama öncesi yürüyüşler, yüzme vs. O büyük kas gruplarını ihtiva eden egzersizleri yapmak kaydıyla.

    04 Ara, 2008

    Basenleri İnceltmek | Lida Blog

    Posted by: admin In: Genel

    İnceltme için her şeyden önce yine dönüp dolaştığımız tek olay, yeterli ve dengeli besleneceğiz. Vücudumuzun ihtiyacı olan tüm besin öğelerini içeri sokacağız. Aç kalarak kilo verilmez ;kilo alınır. Bunun altını çizerek söylüyorum. Yine oraya yönelik bir takım aktiviteler var. Özellikle direnç egzersizleriyle hem kalça hem de bacaktaki, o alttaki kasları güçlendirebilirsek, yağ yakımı daha üst sürelerde olur ;ama bir 6 hafta o direnç çalışmaları için kişi, kendini motive edecek o süreye kendilerine tanıyacaklar. Hanımefendilerin bu konuda çok büyük endişesi var. Aman kaslanmayım, kaslanırsam çirkin olur. Endişelenmesinler, hanımlar yine genetik ve hormanal yapılarına bağlı olarak o kadar kas kitlesi çabuk artmaz ;ama balerinlerin o alt bölgede ki kasları ama onlar daha 5 yaşından 20 yaşına kadar bala yapıyor, parmak ucunun o şekilde kalınlaşıyor kasler yoksa, gidip salona 1-2 kiloluk ağırlıklarla çalışma, direnç çalışması yaptığımızda o taraf genişlemez. Bir terazinin bir kefesine 1 kilo pamuk koysunlar öbür tefesine 1 kilo kurşun koysunlar. Pamuk yağ, kurşun kastır. Giden 1 kilo yağ kalça bölgesinden, gelen 1 kilo kassa, pamuk kurşun gibi küçülür, genişlemez. Bu endişeden uzak dursunlar.

    Lida

    Lida; Çin Halk Cumhuriyeti’ nin güney kesiminde bulunan Yunnan eyaletinde yüzyıllardır yetişen ve geleneksel olarak yüzyıllardır kullanılan mucizevi bitkilerin ekstrelenmesi ile oluşturulmuş tamamen doğal bir üründür. Uzak doğuda yüzyıllardır özellikle yemeklerde ve zindelik amaçlı olarak da değişik biçimlerde işlenen bu bitkiler, inanılmaz kuvvetli bir etkiye sahiptir. Lida , şu an uzakdoğu ve Amerika’ da zayıflama preperatları arasında en çok satan bitkisel besin takviyelerinden biridir. Lida bir ilaç değildir! Başta Turunç Çiçeği Ekstresi olmak üzere toplamda 9 bitki ekstresi içeren % 100 doğal bir besin takviyesidir. İştah kesici ve tok tutan, hareketsizlik ve aşırı gıda tüketimi sonucu vücutta oluşan yağ stoklanmasının yakılmasını sağlayan oldukça güvenli bir üründür. İçeriğinde kesinlikle kimyasal herhangi bir bileşim bulunmamaktadır.